5 Ekim 2010 Salı

YOĞURTLU RENKLİ PATATES TOPLARI

Mayıs ayında güneşin gözünü kırpmasıyla başlayan yoğunluğum nihayet aylar sonra bitti. Herşey yerine oturdu. Alışverişler, hazırlıklar oldu, nişanlar yapıldı, doğum günleri kutlandı, annem yazlığına yerleştirildi, nişan, tatil, deniz derken bayramda bir koşu anneme gidildi. 3 günlük bir dinlenmenin ardından kızımın okul ve yeni evinin hazırlıkları, eşya taşıma derken bu tarihe geldik. Yorgun bitap düştüm. Şimdi artık dinlenme zamanı. Oğlum gitti, kızım gitti ve ben 1,5 ay kadar kendimle başbaşayım. Artık bloğumu daha çok güncelleyeyim istiyorum. Hangisinden başlayayım derken klasörleri karıştırmaya başladım. Bu yoğunlukta mutfağımdaki çalışmalar hiç durmamış :) Ne çok fotoğraf birikmiş. Doğum günleri ile başlayayım demiştim ama herkes kendi fotoğrafını almış gitmiş :) Bir tek Müge'nin doğum günü pastası bende kalmış. Bu yaz 3 doğum günü pastası yapmıştım. Artık diğerleri gelince art arda yayınlarım, pastaları 1,5 ay beklemeniz gerekecek. Çünkü süper denemelerdi :)


Yeni yayın yılına rengarenk başlayayım o zaman :)
Yayınlanmayan ne çok çalışma yapmışım ben, bu yoğunluk içinde nasılda vakit bulabilmişim :)

Yılın başında, şubat ayında yapılan bir çalışma YOĞURTLU RENKLİ PATATES TOPLARI




  • Patatesin kabuklarını soyarak iri doğruyoruz ve pişiriyoruz.
(püf: patatesin püre haline getirileceği durumlarda sakın kabuklu haşlamayın. Çünkü patates süner)
  • Üst kaplama için çiğ yenebilen renkli bulduğunuz herşey kullanılabilir. Havuç ve kaşar peynirini ince rendeledim, maydanoz, dereotu ve kırmızı lahana'yı ince kıydım.
  • Pişmiş olan patatesi ezerek içine sızma zeytinyağ, tuz, kırmızı biber katarak yoğurdum.














  • Ayrı bir kapta süzme yoğurt, ezilmiş sarımsak ve hafif tuz katarak karıştırdım.
  • Patatesleri yumurta büyüklüğünde yuvarlayarak ortalarına bastırarak havuz gibi açtım.
  • Havuzun içine kaçmamasına dikkat ederek üzerlerini maydanoz, dereotu, havuç, kaşar ve kırmızı lahana ile kapladım.
  • Yoğurdu sıkma torbasına doldurarak havuzu doldurup taşacak şekilde topların ortasına sıktım.

  • Servis tabağına alarak üzerlerine ezilmiş keten tohumu serptim.
  • Afiyet Olsun
RENKLERİ SEVİYORUM, RENK DEDİK DE; RENKLER BİRAZ DA KEDİNİ İFADE ETMENİN BİR YOLU.
Kırmızıyı istedim, sarıya aşık, maviye hasret...
Bu sebepten, maviye boyadım ellerimi, dokunmak için yüzüme
Maviye boyadım ayaklarımı
Tırmanmak için neşeyle, kocaman bir meşeye
Maviye boyadım gözlerimi
Bakınca şöyle denize, aldanmak için; dalgalıysa bile
Maviye boyadım düşümü
Esince bir deli rüzgar, düşebilmek için peşine
Mavi ver bana, vereyim sana denizi, tüm tonlarıyla...
Azıcık yeşil kat, gör bak yeşildeki tonlar ne kadar fazla olacak...
Ana renkler, ara renkler.. Saymaya kalkarsam tek tek, bu iş sabaha kadar sürer..
Özlem sarısı, Hüzün sarısı..Geçici, değişim, zekâ ve mutluluk sarısı..
Sevinç pembesi.. Hırs ve canlılık kırmızısı
Huzur mavisi.. Asalet, sonsuzluk ve korku moru
Uyum, ahenk, güven yeşili.. Ağırlık ve ciddiyet grisi
Ölüm karası
Hepsinin içinde tabiî ki mavi, ilâ ki mavi.
Okyanus kadar derin, gökyüzü kadar engin, bir bebeğin uykusu kadar huzurlu ve saf olan mavi...
RENK DEDİK DE
Bende biraz delilik vardı, sarıyla eflatun karışımı gibi
Asi, boyun eğmeyen ve hiç umarsız
Bilinenin hatrına; en iyisi olmak, dağ taş gibi ayakta...
Sazlıklardan uzaklara yükselen bir güvercinde yakaladım beyazı
Hiç katkısı yoktu, yandaşı ve karışanı.. Öylece tek işte, asil bir de...
Bir çocuk gülüşünde kavradım tüm çoskuyu, yani kırmızıyı.. Sonra da hiç bırakmadım zaten...
Paslı bir bıçak yüreğimi delip geçtiği vakit onayladım kederini
Bir zifri gecede titreyen dalın öte yüzünü yani siyahı...
Çok ilgilenmiyorum onunla, bir köşeye iliştirdim pencere önünde, zor zamanımda çıkıyor dışarı seslenmeden
Bir de yağmur yağınca içeri alırım şehrin kokusunu onsuz sadece içime çekmek için...
ve öyle bir deniz var ki
Benim + onun
İkimizin, üçümüzün, dördümüzün
Hayallerimizin telli duvaklı efendisi
Ufuktan bakan, umut yerleştiren, büyüten, delirten
En çok da karasevdam...
Bol mavilikler;
Az ve öz: Duru olmak isterim su gibi sanki, yansıyabilsin diye gökkuşağının tüm renkleri ve ötesi...
Hayatım matraktır benim! Ciddiye almadım onu;
Ama bunun ne hayat farkında oldu nede hayatın içindeki canlılar!..
Varsın beni ciddiye alsınlar, almasınlar
Varsın beni hüzünlü zannedip hiçe saysınlar.
Ben keyifliyim ve umarsız,
Umarım beni anlamaya çalışmazsınız...
Heykelimi diktirecem en sonunda
Bu yüzden rengim belli değildir benim...
Gökkuşağına rakip, hatta fark atan bir canlıyım işte...
BOL MAVİLİKLER


3 yorum:

SİBEL'İN TARİF DEFTERİ dedi ki...

Asiyecim yeni yayın dönemin hayırlı olsun:-)) Bir gün ben de senin bu sene yaşadığın tatlı telaş ve heyecanları yaşarım umarım...Patates toplarına bayıldım, kırmızı lahana hiç aklıma gelmezdi valla, sunum çok hoş olmuş, e yemeğe geliriz bi gün ;-)

Asiye dedi ki...

Ehh inşallah yaşarsın Sibelcim :)Ama söylemeden geçemeyeceğim, bir anneanne, babaanne edasıyla :P :)Kıymetini bil, tadını çıkar valla bu günlerinin, ileriki yıllar çetin geçecek çünkü:)
Gelin gelin siz gelin yeter ki, neler yaparım ben size :)

Ayazma dedi ki...

Patates, süzme yoğurt, sarımsak.. Şimdiden iştahım açıldı valla. Ellerine sağlık canım. :)

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Bu gadget'ta bir hata oluştu